+ Yorum Gönder
Eğitim - Fıkralar Kategorilerinden Evrim İle İlgili Fıkralar Makalesini Okumaktasınız.
  1. Eflatun
    Bayan Üye



    Evrim İle İlgili Fıkralar






    Hemen hemen on seneyi aşkın bir zamandır mümkün olduğunca tarafsız bir gözle evrim teorisini inceliyoruz.

    Ulaştığımız bilimsel sonuçlar bizleri Tersinim Teorisini götürdü.

    Bir bakıma tersinim teorisinin temellerinin kaynakları evrim teorisinin açıkça gözlemlenen kurgulama hataları, ısrar ve inatla eğilip bükülerek, çarpıtılarak evrime uydurulmaya çalışılan gerçekler, şark kurnazlığıyla yapılmaya çalışılmış taraflı yorumlardır.

    Bu yorumlar bazen öylesine saçma ve gülünçtür ki bunlardan bahsederken Evrimci Amcalardan Masallar başlığında toplamayı uygun gördük.

    Dilimiz sürçerse af ola.

    = = =

    Evrimci öngörülerinin en temel MATERYAL KAYNAKLARIMIZ olduğunu bilen bir kardeşimiz bir kaç video göndermiş ve fikrimizi sormuş. Kendisine teşekkür ederiz.SIRA İLE CEVAP VERMEYE ÇALIŞACAĞIZ.

    Richard Dawkins'in zürafa diiyonu konulu konferansındaki konuşmalarına eleştirilerimizi daha sonra yazacağız. Onu anlamanız ya da anlamaya çalışmanız eleştirilerimizi anlamaya yardımcı olacaktır.

    Aşağıdaki video evrimcilerin teorilerini savunmak için nelere umut bağladıklarının açık ve ibret verici bir vesikasıdır.

    "Tasarım" Hatası: Recurrent Laryngeal Siniri (Zürafa Diiyonu, Richard Dawkins) - YouTube!


    Dawkins'in Zürafası'na Cevap

    Evrim teorisinin duayenlerinden biri olan Richard Dawkins; tüm canlılarda dolaysıyla insanlarda da bulunan Recurrent Laryngeal sinirinin beyinden çıktığını, gırtlaktan dallanıp budaklandıktan sonra en kısa yolda beyne dönme yerine gereksiz bir şekilde aşağıya doğru indiğini, kalp atardamarlarından bir ilmik yapıp geri döndüğünü, boyun uzadıkça bu yolunda uzadığını, bunun anlamsız ve mantıksız bir yol olduğunu, aklı başında hiç bir mühendisin böyle bir hata yapmayacağından bahseder ve bunu evrimin ilk canlıları olan balıklarla bağlantılayıp kıyaslar, sonuçta evrime bir kanıt olarak gösterir.

    Bilindiği gibi evrim taraftarları karşılarında aşılması mümkün görünmeyen sorun dağları halinde duran evrimin temel konularını bir kenara bırakmış (bu sorunlar hala evrim buzdolabında kokuşmuş halde duruyor) eğer canlılar gerçekten yaratılmış ise (Yaratıcı'nın mutlak olan sıfatları gereği herhangi bir kusurun olmaması gerektiği savı uyarınca) canlılarda kusurlar, hatalar aramaya başlamışlardı.

    Bir bakıma (tabi ki evrimciere göre) yaratıklardaki kusur ve hatalar Bir Yaratıcı İradenin OLMADIĞININ inkar edilemez kanıtlarıdır.

    Evrimcilere göre hatalı ve kusurlu yapıların başında gözler, bademcikler, kör bağırsak, leğen kemiği, pandanın başparmakları vb. başta geliyordu ve sayıları yüzü ulaşıyordu.

    Fakat bilim ve teknoloji ilerledikçe canlıların sırları keşfedildikçe hatalı ve kusurlu zannedilen bu yapı ve organların hiç de hatalı ve kusurlu olmadıkları, pek çok yaşamsal görevlerine uygun var edildiklerini anladık ve gördük.

    Bu gün kusurlu ve hatalı sayılan organların sayıları oldukça düşmüştür ve canlılığın sırlarına eriştikçe bu sayı zamanla daha da azalacak, sonuçta sıfıra inecek; evrimcilerin sığındıkları bu dağa da kar yağacaktır. Bilimsel veriler buna gösteriyor.

    Dawkins'in iddiasına göre anlamsız bir şekilde uzayıp, oldukça uzun bir mesafe kat ettikten, kalp bölgesinde bir ilmik yaptıktan sonra beyne dönen söz konusu sinirin bu yapısında henüz bilmediğimiz hayati bir görevi olamaz mı?

    Örneğin yaşamın temel merkezi olan beyin başta bulunur, besin ve oksijen yönünden dengeli beslenmesi, diğer ifade ile buraya kan ideal basınçta ve miktarda gelmesi gerekir.

    Baş sağa sola, aşağıya yukarıya inip kalktıkça (ki hayvan bu hareketleri hayatı boyunca milyonlarca kere yapar) beyindeki kan basını azalıp çoğalacaktır.

    Aniden ayağa kalktığımızda başımızın dönmesi bu nedenledir

    Bu değişim zürafa gibi uzun boyunlu canlılar da çok daha geniş, güçlü ve o nispette etkili olur.

    Bu tür hayvanlar başı yere yakın iken (örneğin su içerken) bir saldırıya uğrayıp başını aniden kaldırsa kan basıncı aniden düşer; beyne giden kan miktarı azalır. Hayvan en azından üç beş saniye kendini toparlayamaz. Bu da onun sonu olabilirdi.

    Fakat Var Edici İrade bu tür sorunlar için tedbirlerini çok ön-ceden almış, zürafa dahil tüm canlıları mükemmel olarak var etmiştir.

    Zürafa denen canlı nice milyon yıllardan beri yaşam sahnesinde ise bundan en küçük bir şüphe yoktur ve olamaz.

    Bilimsel bulgularda bunu doğrular.

    Tüm canlılarda dolaysıyla zürafa da beyne (başa) giden kanın basıncını ve miktarını ayarlayan mekanizmalar vardır.

    O zaman soralım.

    Beyinden atardamara kadar uzanan ve geri dönen, anlamsız bir yol kat ettiği iddia edilen bu sinir beyne gelen kanın basıncını ve miktarını ayarlayan mekanizmada yaşamsal bir rol oynuyor

    Ya da

    Henüz bilmediğimiz bir başka yaşamsal görevi yerine getiriyor olmasın?


    = = =

    Bir konu üzerinde kesin yargılara ulaşabilmek için konuyu eksiksiz ve tam anlamıyla bilmek ve hakim olmak gerekir. Tüm ayrıntıları ve incelikleriyle bilip hakim olmadığımız bir konuda kesin yargılara ulaşmak ve bunu açıkça ifade etmek en hafif tabiriyle ahkam kesmekten başka bir şey değildir.

    Sayın Dawkins örnek verdiği zürafalardaki Recurrent Laryngeal sinir yapısının anlamsızlık ve mantıksızlığını, aklı başında hiç bir mühendisin böylesine açık bir hata yapmayacağını; bununda akıllı tasarıma değil rastlantısal oluşumlara kanıt olduğunu kesin bir dille ifade ve iddia edebildiğine göre zürafa denen çok hücreli hayvanın (dolaysıyla tüm canlıların) yeni yeni keşfedip hayran kaldığımız tüm ayrıntılarına, inceliklerine, sırlarına eksiksiz biliyor olmalıdır.

    Bir bilim insanı büyük bölümü hala sır olduğu açıkça bilinen bir ko-nuda her şeyi bildiği iddiasında bulunabilir mi?

    Sayın Dawkins bu iddia da bulunabiliyorsa,(canlılığın tüm sırları-nı eksiksiz biliyorsa) iddia ettiği gibi bu durum en ilkel canlı olarak kabul edilen balıklarla zürafalar (ve tabi ki evrim yönünden gelişkin kabul edilen diğer canlılar)arasındaki evrimsel bağa kanıt ise; aşağıdaki soruların nedenlerini, niçinlerini, nasıllarını da kanıtlara, akıl ve mantık çıkarımlarına uygun yanıtlar vermek durumunda ve zorundadır.


    a)- Balıklar susal, zürafalar ise karasal hayvanlardır.

    b)- Balıklarla zürafalar arasında en küçük bir yapısal benzerlik yoktur.

    c)-Balıklar soğuk, zürafalar sıcak kanlı hayvanlardır.

    d)-Balıklar yumurtlayarak, zürafalar doğurarak ürerler.

    BUNA BENZER ONLARCA, YÜZLERCE SORU...

    Neden? Nasıl? Niçin?


    Sayın evrimcimiz BİLGİSİZLİĞİ KANIT GÖSTERME çabaları yerine bu sorulara cevap arasa EVRİM TEORİSİ için daha hayırlı bir iş yapmış olurdu.

    = = =

    Yukarıdaki mesnetsiz ve kanıtsız iddia prof unvanlı bir bilim insanı-na yakışmayan pek çok mantıksızlıkları da içermektedir.

    Bir kaçını yazalım ve açıklayalım.

    Zürafa gibi bir hayvan kan, kas, sinir, beyin, kemik vb olmak üzere çeşitli ve gruplar halinde yaşamsal görevlerine uygun olarak var edilip örgütlenmiş yaklaşıkiki yüz trilyon hücreden oluşur.

    Bir canlı hücresi ise İNSANLARIN TARİHİ BOYUNCA KARŞILAŞTIĞI EN KOMPLEKS YAPIDIR. Bir canlı hücresinin yapısı öylesine komplekstir ki günümüzün en kapsamlı bilgisayarları ble yanında çok basit ve ilkel kalır.

    Bu nedenle bir zürafanın vücudunu olabildiğince basite indirge-yerek açıklamaya çalışırsak; çeşitli görevlere uygun imal edilip programlandırılmış, görevlerine uygun yerlerde gruplandırılıp işlevsel hale getirilmiş, çok gelişkin, iki yüz trilyon bilgisayardan yapılma muazzam bir oluşum olarak düşünebiliriz.

    Bu benzetmede Dawkins’n iddiası ancak bilgisayar gurupları arasında görevinin ne olduğu tam bilinmeyen uzunca bir kab-lo durumundadır.

    Bu iddiadaki sakat, kusurlu ve mantıksız olan yer; her biri yaşamın bilinen ve bilinmeyen bin bir sırlarını içinde barındıran ve her biri birer mucize olan, gözlerinizin önündeki oluşumları görmemek; bu oluşumun içindeki bir kablonun şeklini, yerini ve uzunluğunu dar, kısır, kör ve taraflı bir mantıkla bir yapılış kusuru olarak niteleyip tüm oluşumu rastlantıların eseri olduğusonucuna varıp iddia etmek ve bunu kanıt olarak göstermektir.

    Böyle mantıksız, akıldışı bir yorum ancak EVRİMİ DİNSEL BİR TAASSUPLA İNANIP BAĞLANMIŞ bir evrimciden beklenebilirdi.

    İyi güzel de,

    Materyalist bilimin gözlem ve deneylerle sınama ve sınanma şartı nereye gitti?

    Evrimciler evrimi savunma uğruna; bilimi, bilimin temellerini, inanç-larını, savundukları varsayımları rahatlıkla feda edebilirler.

    Çünkü onlar bir Yaratıcı İradenin varlığını kabul etmektense en akıldışı varsayımları kabul etmeyi daha ehven görürler.








  2. AYFER
    Bayan Üye

    Cevap: Evrim İle İlgili Fıkralar






    Evrim ile ilgili bir fıkrayı bulmak için çalıştım ama size güzel bir fıkra bulamadım. Bunun yerine bilmek istediğin bir sorunuz varsa konu başlığı seçerek buralara sorunuzu paylaşabilirsiniz.







+ Yorum Gönder

evrim ile ilgili fıkralar

evrim teorisi ile ilgili fıkralar

evrim fıkraları

evrim teorisi fıkra