+ Yorum Gönder
Eğitim - Fıkralar Kategorilerinden Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa Makalesini Okumaktasınız.
  1. Yasemin
    Bayan Üye



    Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa






    Kısa Ve Komik Fıkralar
    Gülme Garantili Komik Eğlenceli Fıkralar
    Nasrettin Hocadan Güzel Fıkralar


    İpe un sermişler

    Komşusu Hoca'dan urganını ( yâni kalın ipini ) istemiş.
    Hoca içeriye girip çıkmış.
    - "İp boş değil" demiş, "kadınlar üstüne un sermişler."

    Komşusu:
    - "Bu nasıl iş efendi?" demiş, "hiç ipe un serilir mi?"

    - "Serilir" demiş Hoca, "vermeye gönlün olmayınca ipe un da serilir."
    Gizlisi - açığı

    Bir kıtlık zamanında Hoca'yı çarşıda ekmek yiyerek giderken görenler :
    - "Hoca efendi, herkesin gözü önünde böyle ekmek yemek ayıp değil midir?" demişler.

    - "Komşusu açken bol bol tıkınmanın gizlisi ayıp olmazsa açıkta yapılanı ne diye ayıp olsun" demiş Hoca, " Komşusu açken tok yatmak, ya her zaman , her yerde ayıptır, ya da hiç ayıp değildir."
    Sen beğendin - ben doldurdum

    Nasreddin Hoca , "İnsanlar nefislerinin istediklerini düşünmeden yapmamalıdırlar. Nefsinizin beğendiği her şey ahirette önünüze geldiğinde , ondan kaçmak, kurtulmak isteseniz de kurtulamazsınız," diye bir vaaz etmiş.
    Ertesi gün birkaç köylü arkadaşı ile beraber, kasabaya pazara gitmek üzere yola koyulmuşlar. Tabii o zamanın vasıtası, herkesin eşeği.

    Yolda giderken konu yine nefsin istekleri ne gelmiş. Bir kısım köylüler :
    - "Ben nefsime zulmetmem. Nefsime hoş gelen şeyleri yaparım. Benim zevkimdir, hakkımdır" gibi savunmaları biraz da Nasreddin Hocayı kızdırmak için yapıyorlarmış.

    Hoca, eşeklerinin yoldan daha evvel geçmiş hayvanların pisliklerini koklamak için durduklarını değerlendirmiş. Kokladığı pislikleri, hayvanının yem torbasına doldurmağa başlamış.
    Birkaç saat sonra bir çeşme başında mola vermişler. Azıklarını çıkarıp yerlerken, eşeklerinin başına da yem torbalarını takmışlar. Nasreddin Hoca'nın eşeği yem torbası boynuna takılanca kısa bir süre güzelce koklayıp, sonra huysuzlanmağa ve kafasını hızla sallayıp torbadan kurtulmağa uğraşınca :
    - "Ne huysuzlanıp, torbadan kurtulmağa çalışıyorsun?" demiş Hoca, "Sen beğendin, ben doldurdum."
    Görenler: "Hocam bu çok yanlış. O hayvan bunu ne anlayacak." dediklerinde, Nasreddin Hoca taşı gediğine koymuş :
    - "İnsanlar bir de kendilerine baksınlar!.. Bu dünyadan ahirete hazırladıkları çıkınlarındakiler kendilerine orada ikram edilince ne yapacaklar?"
    Kazan doğurdu - kazan öldü

    Kasabada tefeci bir adam varmış. Başı sıkışan birine para verirse getirdiği güne göre faizini hesaplayıp alırmış.
    Günün birinde bir komşusu bu tefeciden büyük kazanını emanet istemiş. Almış. İşini görmüş. İade ederken de içine bir küçük kazan koymuş. Sahibi emin olmak için sormuş.
    - "Bu tencere ne?"
    Komşusu; "Senin kazan doğurdu" deyince hemen sahiplenip tencereyi almış.
    Birkaç zaman sonra komşusu yine büyük kazanı emanet istemiş ve almış. Kazanın sahibi aradan on - on beş gün geçtiği halde kazanının geri gelmediğini görünce, kazanını istemiş.
    - "Kazan öldü" diye bir cevap almış. Hiddetlenmiş. Mahkemeye kadıya başvurmuş.
    O sıralarda N. Hoca , Kadı'lık görevi yapmakta
    imiş. Davalı ve Davacıyı dinledikten sonra :
    - "Senin kazan, doğuran kazan olduğuna göre ölmesi de gerekir," diye hükmetmiş.
    Adam hiddetle:
    - "Hiç kazan ölür mü kadı efendi ?" deyince:
    Kadı N.Hocamız cevabı yapıştırmış;
    - " Doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne neden inanamıyorsun ? ..."

    Döve döve helva yediriyorlar

    Konya çarşısındaki helvacı dükkânlarının vitrinlerine iştahla bakan gariban adamın biri, bir dükkân sahibinden biraz helva sadaka olarak vermesini istemiş. Dükkâncı vermemiş. Garibanın canı da çok helva çekmiş. Dayanamayıp, dayak yemeyi de göze alarak başka bir helvacı dükkânına girmiş. Bir lenger helvayı önüne çekmiş ve hızla atıştırmaya başlamış.
    Helvacı adamın üstüne yürümüş;
    - "Bre adam, sorup istemeden, parasını ödemeden böyle helva yenir mi?" demişse de adamın aldırmayıp atıştırmayı sürdürdüğünü gören helvacı, adama sille tokat girişmiş.

    Dükkânda tesadüfen bulunan Nasreddin Hoca müşterilere doğru dönüp:
    - "Şu Konyalı helvacılar ne iyi adamlar; parası olmayan garibana bile döve döve helva yediriyorlar." demiş.

    Yalan olduktan sonra

    Köylünün birisi, diğer bir köylüden "10 kile buğday alacağı olduğunu" iddia ediyormuş. Aslında böyle bir alacağı yokmuş ama adam bir yalancı şahit bulup, mahkemeyi aldatıp, on kile buğdayı almayı planlıyormuş. Yalancı şahit ararken Nasreddin Hoca "ben şahitlik yaparım" deyince adam pek sevinmiş. Öyle ya Hoca şahit olunca, Kadı efendi kolaylıkla karar verebilir.
    Mahkemede Kadı efendi Hoca'ya sormuş :
    - "Bu adamın şu adamdan on kile buğday alacağı varmış. Ne diyorsun ?"
    Nasreddin Hoca ;
    - "Evet Kadı efendi. Bu adamın bu adamdan on kile arpa alacağı vardır" deyince adam atılmış;
    - "On kile buğday diyecekti, dili sürçtü herhalde" demiş.
    - "Yalan olduktan sonra ha buğday, ha arpa . Ne fark eder?" demiş Hoca.

    Keçiyi içeri al

    Biri , Hocaya evinin darlığından, evindeki sıkıntıdan bahsederek çare söylemesini ister.
    Hoca adamı sükûnetle dinler :
    - " Şimdi evine git. Keçiyi içeriye al" der.

    Adam , ertesi gün yine Hoca'ya gelir.
    - "Aman hocam keçiyi içeriye alınca sıkıntım azalacağına daha da arttı".der.

    Hoca Adamı gene sükûnetle dinler ;
    - " Şimdi evine git, tavukları da içeriye al" der.

    Adam, ertesi gün yine Hoca'ya gelir.
    - "Aman Hocam sıkıntım daha da arttı" der.

    Hoca gayet soğukkanlı olarak:
    - "Git ineğini de içeriye al" der.

    Adam ertesi gün yine Hoca'ya gelir.
    - "Aman Hocam, sıkıntıdan patlayacağım" der.

    Hoca istifini bozmadan :
    - "Bu akşam keçiyi evden çıkar" der.

    Ertesi gün Hocaya tekrar gelir, biraz rahatladıklarını anlatır.
    Hoca:
    - " Bu gece tavukları da evden çıkar" der.

    Adam ertesi gün daha da rahatlamış olarak tekrar gelir.
    Hoca :
    - "Şimdi evine git, ineği de evden çıkar ve evini bir güzel temizle" der.

    Adam denileni yapar ve çok rahatlamış bir şekilde, ertesi gün yine Hocayı ziyarete gelir.
    Artık evi kendisine çok bol gelmektedir. Hocaya teşekkürlerini sunar.

    Enini boyuna uyduracaktı

    Akşehir'e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün:
    - "Bizim Isfahan'da Şahın iki yüz odalı, beş bin arşın boyunda sarayları var." diye söze başlamış, attıkça atmış.

    Dinleyenlerden biri de karşılık vermek istemiş.
    - "Bizim başkentimiz Bursa'da daha da büyük saraylar var. Bir de kaplıca yapıldı ki, boyu beş bin arşın..."
    Tam o sırada başka bir İranlı içeri girip ;
    - "Bursa'dan gelirem..." diye söze başlayınca :
    - "Eni de elli arşın" deyivermiş.

    - "Nasıl olur" diye karşı çıkmış İranlı, "eni boyuna uymadı."
    Konuşmaları dinlemekte olan Nasreddin Hoca :
    - "Şu adam Bursa'dan gelmiş olmasaydı, bu adam kaplıcanın enini boyuna bir güzel uyduracaktı" demiş.

    Bu ayağını kaldıracaksın

    Nasreddin Hoca öğlen namazının sünnetini kılarken, önündeki cemaatten birinin paçasında abdeste ( dolaysıyla namaza ) engel bir necaset görüyor.
    Farzı kıldırmak için mihraba doğru giderken, adama;
    - "Bu ayağını havaya kaldır. Tek bacağının üstünde namaz kılacaksın" diyor.

    Adam şaşkınlıkla :
    - "Neden? hocam" deyince :

    Hoca , adama paçasındaki necaseti göstererek :
    - "Bak bu ayağının abdesti yok" diyor.

    Sahuru da yemezseniz

    Nasreddin Hoca'nın, ailece oruç tutmayan bir komşusu varmış. Ama adam hep sahur yemeği hazırlattırır, çocuklarını da sahura kaldırır, hep beraber yerlermiş.
    Sonunda karısı dayanamamış. Hocaya danışmaya gitmiş;
    - "Bizde ne kocam, ne ben ne de çocuklardan oruç tutan kimse yok. Kocam ısrarla bana güzel yemekler yaptırıyor, hep beraber sahurda yiyoruz. Oruç tutmadığımıza göre ne diye her gece sahura kalkalım ?"

    - "Öyle konuşma hanım" demiş Hoca , "namaz kılmıyorsunuz, oruç tutmuyorsunuz, sahur da yemezseniz Müslümanlığınız nasıl belli olacak !"
    Tembellik edeceğine çift sür

    Nasreddin Hoca sabah namazını kıldırmış evine gelmiş, Hanımına :
    - "Hatun, ben azcık divanda uzanıp, sonra kalkıp çift sürmeye gideceğim, bir saat kadar sonra beni kaldır." Demiş.

    Bir saat sonra Hanımı arada bir Hocaya seslenmiş. Bakmış hoca tembellik ediyor :
    - "Efendi" demiş, "bugünkü uyuşukluğunla kaplumbağalar bile seni geçti."

    Hoca hareketlenmiş, hazırlanmış, tarlaya varmış. İşe koyulmuş. Çift sürerken pulluğun önünde bir kaplumbağa görmüş. Kımıldamadan öylece durup duruyor. Devam etse kaplumbağayı canlı canlı toprağa gömecek.
    Seslenmiş :
    - "Hey kaplumbağa" demiş, "bakıyorum buraya benden evvel gelmeyi becermişsin; Amma, öyle tembellik edeceğine bana bak da çift sürmesini öğren !"

    Kıyamet ne zaman kopacak

    Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
    - "Kıyamet ne zaman kopacak ?"

    - "Karım ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet kopacak," demiş.
    Mektubunuzu okur musunuz?

    Nasreddin Hoca, yazdığı mektupları eliyle götürür, kendisi okuduktan sonra alıcısına teslim edermiş.
    Bir gün,
    - "Efendi" demişler, "mademki mektup yazıyorsun, ne diye onca zahmete katlanıp, gidip orada mektubunu sen okuyorsun ?"

    - "Ben gitmezsem okumazlar. Mektuba da yazık olur. Baksanıza en önemli konu olan eceli hakkında sık sık mektup alan insanoğlu, o mektupları okuyor mu? Son gününde nasılda şaşırıyor!.."
    Henüz uykum yok

    Nasreddin Hoca bir köye konuk olmuş. Yatsı namazını kılmışlar. Biraz hoşbeşten sonra, yatma zamanının geldiğini hatırlatmak için:
    - "Hocam, insan neden esner?" demişler.
    Hoca:
    - "Ya açlıktan, ya da uykusuzluktan" demiş. Kendini zorlayıp esnedikten sonrada eklemiş! "Amma benim henüz uykum yok."

    İki Arşın

    Nasreddin Hoca Valiyi ziyarete gitmiş. Valinin iki arşın ötesinde yer göstermişler. Oturmuş. Biraz sohbetten sonra Vali sormuş :
    - "Hoca, Eşekle senin aranda ne fark var ?"
    Hoca hiç düşünmeden :
    - "İki arşın" deyivermiş.

    Hayvanlar kocaman mı?

    Nasreddin Hoca Konya'da gezerken büyük bir yapı görmüş. Durmuş, yapıyı seyrederken binanın kapıcısı Hoca'ya sormuş :
    - "Efendi, ne diye öyle bön bön bakıyorsun?"
    - "Burası nedir? Anlamak istedim" demiş Hoca.
    Kapıcı, alay etmek için :
    - "Değirmen" demiş.
    Nasreddin Hoca soruvermiş :
    - "Bu değirmende çalışan hayvanlar da burası kadar kocaman mı?"

    Dostlar alışverişte görsün.

    Nasreddin Hoca ibadette ihlâsın önemini anlatır: "Huşu ile ibadetinizi yapın. Esas kâr ondadır. Yoksa riya karışan ibadetle kâr değil, belki de zarar edersiniz" diye vaazlarında anlatırmış. O kadar zahmete katlanıyorsunuz kârlı çıkmalısınız dermiş.
    Cemaattin kayıtsızlığı karşısında bu hususu çarpıcı bir misalle onlara anlatmak istemiş.
    Evlerden yumurtanın dokuzunu bir akçeye almış. Pazara götürüp, onunu bir akçeye satmış.

    - "Bu ne biçim ticaret, Hoca !" demişler.
    - "Bir öteki satıcılara bakın, bir de bana" demiş, "amacım kazanmak değil, yeter ki dostlar alışverişte görsün."







  2. Yasemin
    Bayan Üye

    Cevap: Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa






    Boğazından yakalayacağım.

    Nasreddin Hoca çaydan su almak için testisini daldırdığı sırada testi elinden kayıp derin suyun dibini boylamış. Hoca yerinden kımıldamadan bir an öylece kalakalmış.
    Oradan geçen bir tanıdığı sormuş:
    - "Ne bekliyorsun Hoca ?"
    - "Testi suya daldı da" demiş Hoca, "çıkınca
    boğazından yakalayacağım."

    Hanım uyan

    Nasreddin Hoca, < komşu kadınların kendisini evlendirdiğini, karısının da hiç ses çıkarmadığını> rüyasında görürken uyanıvermiş. Yanında uyumakta olan karısını dürtüp uyandırmış :
    - "Amma aldırışsız kadınsın yahu!" demiş, "kalk, komşu kadınlar beni evlendirip üstüne ortak getirecekler, sen halâ susuyorsun."

    Sen de haklısın.

    Kadılık yaptığı sırada Nasreddin Hoca'ya bir adam gelip başından geçen bir olayı anlatmış. Giderken sormuş :
    - "Haklı değil miyim Hocam ?"

    - "Haklısın," demiş Hoca.
    Biraz sonra başka biri gelmiş, aynı olayı kendi yorumuna göre anlatmış. Sonra sormuş:
    - "Haklı değil miyim Hocam ?"

    Ona da :
    - "Haklısın," demiş Hoca.

    Adam gittikten sonra karısı içerden seslenmiş :
    - "Efendi ikisine de haklısın dedin, birisi haksız olmalı değil mi ?" dediğinde;

    - "Sen de haklısın Hanım" demiş Hoca.
    Ver cüppesini, al semerini

    Nasreddin Hoca'nın köyünden bir adam, eşeğiyle bahçesine doğru giderken çalılıkların önünde durmuş. Eşeğini de bir ağaca bağlamış. Abasını çıkarıp eşeğin semerinin üzerine koymuş. Abdest bozmak için kuytu bir yere gitmiş. O sırada birisi abayı alıp kaçmış.
    Adam geri döndüğünde abasının yerinde yeller estiğini görünce, eline bir sopa alıp, eşeğini hem acımasızca dövüyor, hem de kötü kötü söyleniyormuş.
    O sırada bahçesine gitmekte olan Nasreddin Hoca olayı görmüş, Adama;
    - "Dur bakalım" demiş, "Ben şimdi ona gösteririm."
    Hemen eşeğin semerini indirip yere koymuş. Yularını çözüp boynuna sarmış. Eşeğe kuvvetli bir sopa yapıştırarak;
    - "Sana semer memer yok, getir sahibinin abasını, al semerini." Demiş.

    Kimin içinin yandığı belli

    Nasreddin Hoca'yı çok cimri komşularından birisi yemeğe çağırmış. Sofraya oturmuşlar. İki kişilik servis için ortaya dört adet zeytin, iki haşlanmış yumurta, bir tutam tuz, iki dilim ekmekle su getirmişler. Yemeğin üstüne bir kaşık bal ikram etmeyi düşünen ev sahibi her nasılsa bal çanağını sofranın altına koymuş.
    Bunu gören Hoca, çanağı sofraya koyduğu gibi başlamış ekmeksiz atıştırmaya.
    Ev sahibi bakmış ki balı tükeniyor ;
    - "Hocam" demiş, "ekmeksiz yersen için yanar."

    Hoca aldırış etmeyip balı yemeye devam ederken seslenmiş;
    - "Kimin içinin yandığı belli."

    Soyaçekim mi ?


    Üç yıllık evli bir hanım hamile kalamamış. Kaynanası ile kocası gelini ve gelinin anasını suçlayıp duruyorlar, sanki kabahatin gelinde olduğunu kesinlikle biliyorlarmış gibi her gün söyleniyorlarmış.

    Bir gün kaynanası gelini almış, Nasreddin Hoca'ya götürmüş :
    - "Hoca efendi, gelinimin üç yıldır çocuğu olmuyor. Nerden bu aileden kız aldık! Muska mı yazarsınız? dua mı okursunuz? derdimize bir çare bulun" diye hiddetlice söylenmiş.

    Hoca, üzüntü içinde olan geline dönmüş :
    - "Kızım, soyuna çekmiş olmayasın? Acaba anan da mı çocuksuzdu?"








  3. Kayıtsız Üye

    Cevap: Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa

    çok güzezel fıkralar Nasreddin Hoca'yı da inanılmaz seviyorum







  4. Kayıtsız Üye

    Cevap: Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa

    teşekkürler ama biraz daha kısa olsa iyi olur

  5. Kayıtsız Üye

    Cevap: Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa

    bence güzelllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll

  6. Kayıtsız Üye

    Cevap: Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa

    adam komik işte

+ Yorum Gönder

nasrettin hoca fıkraları kısa

kısa nasrettin hoca fıkraları

nasreddin hoca fıkraları kısanasrettin hoca kısa fıkralarınasrettin hocanın kısa fıkralarınasrettin hoca ile ilgili kısa fıkralar