+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Sözler ve Mesajlar - Meşhur Sözler Kategorilerinden Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri Makalesini Okumaktasınız.
  1. Yasemin
    Bayan Üye



    Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri






    Şeyh Muhammed Muta Haznevi den Güzel Sözler

    şeyh muhammed muta.jpg

    Cenabı Hak tan niyazım bizi Sadat-ı kiramımızın yoluna gerçek manada tabi olanlardan eylesin.Bizi bu yolun adabına ve edebine sarılanlarından kılsın .


    **********************

    Teslimiyet muhabbet ile orantılıdır. Muhabbetin fazlalığı ve eksikliği oranında teslimiyet de fazla veya eksik olur. Kişinin muhabbeti ne kadar çoksa teslimiyeti o oranda çok, muhabbeti ne kadar az ise teslimiyeti de o oranda az olur.


    **********************

    Cenabı Hak Kur an-ı Kerim de bizi Efendimiz (s.a.v.) in emrini uygulamaya sevk etmiş ve bize Hazreti Rasulullah a (s.a.v.) teslim olmayı emretmiştir. Cenabı Hak Kur an-ı Kerim de mealen -Aranızda bir sorun olduğu zaman onu kendi aranızda halletmeye çalışırsınız. Ama daha sonra onu Allah ın Rasulüne havale edersiniz.-buyurmaktadır.


    **********************

    Yüce kerem sahibi ve bu nurlu irfan yolunun büyükleri olan bu yüce alimlerin yolu Hazreti Rasulullah (s.a.v.) in sünneti seniyesi üzere kuruludur.Onların emri,hakikatte Hazreti Rasullullah ın (s.a.v.) emridir. Hazreti Rasulullah (s.a.v.) bize neyi emretti ise,onlar bize onu emretmekte ve bizi neyden sakındırmış ise bizi ondan sakındırmaktadırlar.


    **********************

    Alimlerin teslimiyet konusundaki zafiyetlerinin sebebi,bu yolda bulunan bazı şeyleri, bazı emirleri ilimlerine ve zekalarına havale etmeleri,onların sahihliğini ilimleriyle ölçmeye çalışmalarıdır.Bu emirler eğer ilimlerine muvafık olursa, ilimleriyle uyuşursa o zaman onun dediğini yapar, o emre sarılırlar.Ama o emir ilimleriyle ve akli çıkarımlarıyla uyuşmazsa ondan sakınırlar. Halbuki bu alimler bilmezler mi ki yolumuzun büyükleri olan yüce zatlar hem onlardan daha alim ve hem de daha zeki ve akıllıdırlar.


    **********************

    Bir müridin bu yolda selamette olması ve bu yoldan yeterince istifade edebilmesi için bir şart vardır.Bu konuyu açıklayan şu kıssayı babam Şeyh Hazretlerinden işitmiştim. Şöyle buyurmuşlardı : İkinci dünya savaşı yıllarında, savaş Şeyh Hazret in (k.s.) diyarına ulaştığı zaman bir çatışmada Şeyh Hazret (k.s.) kolundan yara alır. Akrabaları ve dostları onu tedavi amacıyla Bitlis e getirirler. Oradaki doktorlar o günün tıbbına göre Şeyh Hazret in (k.s.) hayatının devamı için kolunun kesilmesine karar verirler. Şeyh Hazret in (k.s.) akrabaları ve halifeleri Şeyh Hazret in (k.s.) kolunun kesilmesine çok ama çok üzülürler ve üzüntüden dolayı çok ağlarlar.Şeyh Hazret (k.s.) akrabalarını ve halifelerini yanına çağırarak onlara şöyle der: Şayet doktorlar kolumun kesilmesine karar veriyorlarsa, kolumun kesilmesi lazımdır. Zira doktora giden bir insanın doktorun dediğini yapması lazımdır. İster o doktor zahiri hastalıklara bakan doktor olsun, ister manevi hastalıklara bakan doktor olsun hiç fark etmez.Doktorun yanına giden insanın istifade edebilmesi için doktorun dediğini yapması lazımdır.


    **********************

    Özellikle teslimiyet alimlerde daha az görülmektedir.Onlara bu daha zor gelmektedir. Ben babam Şeyh Hazretlerinin (k.s.) böyle dediğini işittim. Teslimiyet olmadığı zaman da menfaatin olması zaten mümkün değildir, düşünülemez.


    **********************

    Yolumuzun seçkin büyükleri bu yolu Hazreti Rasulullah (s.a.v.) in şer-i şerifi üzere kurmuşlardır. O büyük şahsiyetler Hazreti Rasulullah (s.a.v.) in şer-i şerifini inceden inceye gözden geçirmişler,sünneti seniyesini en ince ayrıntısına kadar araştırmışlar, istihare ve istişarelerde bulunduktan sonra bu adapları ortaya koymuşlardır.


    **********************

    Bir müridin bu yola bidatlar sokması,adaplarda ve edeplerde reformculuk yapması, o müridin Nakşibendi yolunun yüce maneviyat büyüklerine karşı yeterince itikad sahibi olmamasından kaynaklanmaktadır.


    **********************

    Denildiği üzere Nakşibendi tarikatının büyükleri iki sınıf insanı tedavi edememektedirler. Bunlardan ilki bu yolda bulunan edep ve adaplara hakkıyla teslimiyet göstermeyenlerdir. Kendi nefsinin dediğini yapıp, bu adaplara ve bu yolda bulunan emirlere riayet etmeyen ve bu yolda sakınılması gereken şeylerden kendisini sakındırmayandır.Yani gerçek manada teslimiyet gösteremeyen bir insanın bu yoldan istifade edebilmesi, adaplardan fayda görmesi mümkün değildir. Bu yoldan istifade edemeyen ikinci sınıf ise reformculuk yapanlardır. Yani bu Nakşibendi yolunda bulunmayan işleri,amelleri bu yola sokan,bidat çıkaranlardır.


    **********************

    Bazılarının bu yoldan yeterince istifade edememelerinin sebebi muhabbet, ihlas ve teslimiyetlerindeki zafiyettendir.Bazı insanlar muhabbetli olduklarını, ehli ihlas ve ehli teslimiyet olduklarını iddia etmelerine rağmen, hakikatte bu hasletlerden uzaktadırlar.


    **********************

    Bazı cahiller ben yıllardan beri tarikata intisap ettiğim halde tarikattan hiç istifade etmedim,demektedirler.Onlar bu sözleriyle ayıp ve kusuru tarikata isnat etmektedirler. Ama hakikatte kusur ve eksiklik onların kendi nefislerindedir.


    **********************

    Bu yola dahil olup, bu yoldan hiç istifade edemeyen veyahut az istifade edenlerin bu başarısızlıklarının sebebi, kalplerinde bulunan manevi hastalıklardır.


    **********************

    Mürid bu yola girmekle elde edilmesi hedeflenen gaye ve amaca ancak ve ancak bu yolda bulunan adaplara ve edeplere karşı olan muhabbetiyle, ihlasıyla ve teslimiyetiyle ulaşabilir.


    **********************

    Bir müridin sadece tarikat ehline itikadının olması, tasavvuf ehline inancının güzel olması dahi Cenabı Hak tarafından ona bahşedilen büyük bir lütuf ve ikramdır. Ancak müridden istenen, daha çok çaba ve gayret göstererek daha faziletli ve daha güzel mertebelere ulaşmasıdır. Ondan istenen bu yola intisap etmedeki gaye ve maksada ulaşmasıdır.


    **********************

    İnsan tarikatın adaplarını tatbik ettiği zaman, dünya muhabbetinden kurtulur,ondan sıyrılır ve Allah´ın muhabbeti kalbine yerleşir.Allah-u Teala cümlemize sahih, selim bir akıl nasip etsin de yolumuzun büyükleri olan maneviyat rehberlerinin adaplarını tatbik edelim ve bu adaplardan istifade edelim.


    **********************

    Hiç şüphesiz Allah´ın evliyalarının kerametleri vardır. Nakşibendiler(r.anhüm) kalplerin casuslarıdırlar. Allahu Teala (c.c.) bazı dostlarını,bazı evliyalarını bazı kullarının kalplerine muttali kılar. Bu şekildeki kerametler aklen ve şeran caiz olup, mümkün olan bir şeylerdendir.


    **********************

    Birçok insan var ki büyük servetlere sahip olmalarına rağmen,dünya sevgisi kalplerine yerleşmemiştir.Onlar Allah sevgisini mallarına, mülklerine ticaretlerine tercih etmişlerdir.


    **********************

    Biz dünya muhabbetinden bahsettiğimiz zaman,malı,mülkü serveti olan herkesin mağrur ve aldanmış olduğunu söylemiyoruz.İmanı zayıf olan öyle kimseler vardır ki çok basit bir mala sahip olmalarına rağmen, örneğin bir koyuna sahiptir, onun o tek koyunu kendisini meşgul etmekte,Allah´ın muhabbetinden alıkoymaktadır.O koyun sahibi,o koyunuyla meşgul olmakla dinin bazı vecibelerini terk edebilmektedir.


    **********************

    Bu adaplar müslümanın İslam´a sarılmasına vesile oluyor. Dinine bağlanmasına vesile oluyor. Allah´ın muhabbetini kazanmasına vesile oluyor. İnsan Allah´ın muhabbetini kazandığı zaman kalbi ıslah olur. İnsanın kalbi ıslah olduğu zaman onun bütün organları, bütün azaları ıslah olur.


    **********************

    Hiç şüphesiz dünya sevgisi zamanla yerleşmiş olan bir hastalıktır. Ama bunun da bir çaresi, bir tedavisi vardır.O da ölümü düşünmek,ölümden sonraki olayları, ahiret hayatını ve kabir azabını düşünmektir.İnsan bunları tefekkür ettiği zaman dünya sevgisi belasından kurtulur.


    **********************

    Bir insanın çalışmasında,işiyle,göreviyle,vazifesiyle uğraşmasında herhangi bir sakınca yoktur. Yeter ki kalbinde dünya sevgisini olmasın,kalbine Allah sevgisini ve korkusunu yerleştirsin.



    **********************

    İnsanda dünya sevgisi olduğu zaman Allah´ı unutur, ahireti unutur, gururlanır ve ahiret için gerekli hazırlığı yapmayı ihmal eder. Önemli olan insanın dünyaya teslim olmamasıdır. Dünyanın hakimiyeti altına girmemesidir.


    **********************

    Babam Şeyh Hazretlerinden duydum,o şöyle buyuruyordu: İnsanların dinlerinden uzaklaşmalarının, taat ve ibadetleri terk edip günahlara yönelmelerinin sebebi dünya sevgisidir. Bunu içindir ki Peygamber Efendimiz (sav) dünya sevgisi bütün günahların kaynağı, başı ve sebebidir,diye buyurmuşlardır.


    **********************

    Allahu Teala´ya (c.c.) dua ve niyaz ediyorum ki, bizi her durumumuzda, her işimizde dürüstlüğü ve dosdoğru olmayı nasip eylesin.Rabbim hepimizi bu konuda muvaffak eylesin. Elimizden tutsun. Hem bu beldemize, hem bu ülkemize, hem de bütün Müslümanların ülkelerine istikrarı, selamet, güven ve emniyeti nasip eylesin. Allahu Teala´nın her şeye gücü yeter.


    **********************

    Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ashabından, dava arkadaşlarından olan Süfyan Ebu Abdullah hazretleri (r.a.) Efendimize:Ya Rasulallah! İslamiyetin tümünü kapsayan, manası açık olan, Senden başkasının açıklamasına ihtiyaç duymayacağım bir şey bana söyler misin? diye sorduğunda, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona şu cevabı verdiler: -Ben Allah´a inandım de ve ondan sonra dosdoğru ol..


    **********************

    İnsan her an Allahu Teala´nın gözetimi altında olduğunu, Allahu Teala´nın kendisini sürekli gözetlediğini, iyiliklere mükafatla karşılık verdiğini, kötülüklere, günahlara da cezayla karşılık verdiğini bildiği zaman, bunu yaşadığı hissettiği zaman,dosdoğru olması kolaylaşır. Bu insan doğru olmak ilkesine bağlı olduğu zaman,cehaletten ilim ve irfana, karanlıktan aydınlığa ve bedbahtlıktan mutluluk ve saadete yönelmiş olur.


    **********************

    Allahu Teala (c.c.) dosdoğru olan inançlı kişiye,hem dünya hayatı için sana korku ve endişe yoktur demiş hem de ahiret hayatıyla ilgili olarak ebedi mutluluğu,cenneti, herhangi bir sıkıntıdan endişe duymayacağı garantisini vermiştir.


    **********************

    Dürüstlük ve dosdoğru olmak konusunda Allahu Teala´nın bizi irşat etmesi,bizi uyarması, bize yol göstermesi Allah´ın (c.c.) rahmetinin bize bir tecellisidir. Bakınız Kuran-ı Kerim´de Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: Muhakkak ki; Rabbimiz Allah´tır, deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanların üzerine melekler iner, onlara: Korkmayın, üzülmeyin size vaad olunan cennetle sevinin, derler.(Fussilet Suresi 30.Ayet)


    **********************

    Doğruluk ve dürüstlük her işte başarılı olmak için gerekli bir ilkedir. Onun için temiz dinimiz her konuda dürüstlüğü,doğruluğu emretmiş,başarının anahtarının da dürüstlük olduğunu söylemiştir.


    **********************

    Şeyh hazretlerinin istikamet ve dürüstlüğüyle sebebiyle insanlar da Allah´a karşı dürüst oldular. Bu gün gördüğümüz bu mübarek topluluk,dün maruz kaldığımız bunca sıkıntılara, mekanın yani bulunduğumuz yerin darlığına ve sıkıntısına rağmen hala buraya akın akın geliyorlarsa, Allah´a karşı dürüstlükleri ve bu yolun ilkelerine bağlılıkları hala devam ediyorsa, bu Şeyh hazretlerinin istikamet ve emir olunduğu gibi dosdoğru olmak ilkesinde ne kadar samimi olduğunun açık bir göstergesidir.


    **********************

    Müstakim,istikamet üzere olan dosdoğru ve dürüst kişinin alameti şudur: O zorluklardan, belalardan, imtihanlardan etkilenmez.Eğer bu kişi bir çoban ise riayetinde bulunduğu şeyler de iyi olur. Eğer herhangi bir meslek erbabı ise onun o meslekte başarılı olduğunu görürsünüz. Eğer ticaretle uğraşıyorsa,onun ticaretinde hem kar ettiğini hem de insanlar tarafından kabul gördüğünü görürsünüz.Dolayısıyla nereye el atarsa, orada başarılı olur. Çünkü bu müstakim, yani dürüst ve dosdoğru bir insandır.Bu dosdoğru olan insan eğer aile reisi olursa onun evlatları da dürüst olurlar. Eğer o bir topluluğu temsil ediyorsa o topluluk da istikamet üzere olur.Eğer eğitici ve öğretici konumunda ise, onun öğrencileri de dürüst ve samimi olurlar.


    **********************

    Dürüst ve dosdoğru olan insan da dağ gibidir. Birisi kendine kötü bir söz mü söyledi, bir kötülük mü yaptı, hoşuna gitmeyen bir davranışta mı bulundu, bundan etkilenmez.Ona sırt çevirir. Kötülüğe iyilikle karşılık verir.Şiddetle kötülüğü emreden nefsin arzularına uymaz, onları dinlemez. Allah´ın emirlerine karşı gelme yolunda nefsine uymaz. İşte dürüst dediğimiz insan budur.


    **********************

    Doğru insan dağ gibidir. Dağa yağmur yağsa da, seller aksa da herhangi bir etkisi olmaz.Güneş ne kadar sıcak olursa olsun onu eritemez. Sert rüzgarlar onu hiç etkilenmez.


    **********************

    Doğruluk ve istikamet, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şeriatına, sünneti seniyesine tam manası ile uymakla elde edilir. İstikamet dediğimiz budur. Müstakim olan insan doğru olur, dürüst olur. Ama bu istikametten saptığı zaman -Allah muhafaza- yanlışı doğru, doğruyu da yanlış görür. Kötüyü iyi, iyiyi de kötü olarak değerlendirir. Nefsinin arzu ve isteklerine uyar. Kim ki nefsinin arzu ve isteklerine uyarsa -Allah muhafaza- o zaman kalp gözü körelir. Kalp gözü köreldiği zaman artık doğruyu doğru olarak göremez.


    **********************

    Değerli kardeşlerim, Hud suresinde Allahu Teala (c.c.) Peygamber Efendimize (s.a.v.) hitaben;-Emredildiğin gibi doğru ol, dürüst ol.- demektedir.İbn-i Abbas hazretleri (r.a.): -Bütün Kuran-ı Kerim´de bu ayet gibi Peygamber Efendimize (s.a.v.) ağır gelen başka bir vahiy olmamıştır. Çünkü burada Allahu Teala Peygamber Efendimize (s.a.v.) çok zor ve ağır olan bir şeyi emrediyor.-buyurmuştur. Hasan Basri hazretleri de aynı şekilde, Allahu Teala burada manası çok ağır bir ilkeyi Peygamber Efendimize emretmiştir,buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu ayeti kerime nazil olduğunda o vahyin derinliğini ve manasını yaşıyordu. Etkilendiğini sahabeler anlamışlardı.


    **********************

    Bir gün Hazreti Ebubekir(r.a.), Peygamber Efendimize (s.a.v.): Ya Rasulallah! Yaşlandınız, saçlarınız ağardı.! dedi. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) de: Evet. Hud Suresi, Mürselat Suresi,Nuh Suresi ve bunlara benzer sureler benim saçlarımı ağarttı. dedi. Çünkü bu surelerde ahiretle ilgili çok çetin azaplar anlatılıyor. Helak olacak olan kişilerin, günahkarların o gün, o sarp geçitteki zorlukları, o şiddetli durumları anlatılıyor.


    **********************

    Allahu Teala eğer bir kulunu severse,eğer onun iyiliğini isterse, onun gönlünü genişletir. Mana aleminde onun gönlünü sevgiye ve başarıya açar.Bu hidayete ermiş olan kişi de bu tür nasihat ve vaazları dinlediğinde bunları uygulamak için adeta çırpınır. Bu nasihatleri hayatına tatbik etmek için çaba harcar.


    **********************

    Değerli kardeşlerim,hakkaniyet ve insaf nazarıyla baktığımız zaman Şeyh Hazretlerinin temsil ettiği bu yüce ilkelerin,Peygamber Efendimizin(s.a.v.) sünnetine ne kadar uygun olduğunu görürüz.Bu yüce ilkelerin ve bu yüce adapların bu güne kadar devam etmiş, ayakta kalmış olmasının sebebi; Sadatlarımız ve Şeyhimiz -Rabbim sırrını mukaddes eylesin- Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şeriatına ve sünneti seniyyesine doğru ve sadık bir şekilde bağlı kalmalarından dolayıdır. Rasulullah´ın (s.a.v.) sünnetine doğru ve sadık bir şekilde bağlı kalabilmek çok yüce bir nimettir.


    **********************

    Ben Allah´ın fakir kulu, Şeyh Hazretlerinin dergahındaki bu İslami manzarayı gördüğüm zaman, Allahu Teala´ya şükretmekten aciz olduğumu idrak ediyorum. İnsaflı olan herkesin Şeyh Hazretlerinin dergahındaki bu İslami manzarayı gördüğü zaman sevinmesi gerekir. Allahu Teala´ya dua ve niyaz ediyorum ki bu mübarek dergahtaki bu İslami manzarayı arttırarak devam ettirsin.Şüphesiz ki Allahu Teala´nın gücü her şeye yeter.


    **********************

    Hasan Basri Hazretleri şöyle buyurmuştur: Allahu Teala´nın yasaklarına dalmadığım her gün benim için bayramdır.Günah işlediğim, yasakları çiğnediğim gün ise benim için bayram değildir. Bu nedenle müslümanların Allahu Teala´nın emirlerine riayet edip, yasaklarından uzak durup senenin bütün günlerini bayram olarak idrak etmesi gereklidir. Allahu Teala´dan dua ve niyaz ediyorum ki bizler de her günümüzü ve gecemizi Allah´ın emirlerine itaat ederek bayrama çevirelim. Allahu Teala´nın gücü her şeye yeter.


    **********************

    Değerli kardeşlerim!Kurban bayramı Müslümanların ve İslam dininin bayramıdır.İslam dini de Allahu Teala´nın emir ve yasaklarından,ahlaki ve itikadi yani inançla ilgili ilkelerinden ibarettir. Dolayısıyla Allah´ın emirlerine bağlı olduğumuz sürece, bu ilkelere bağlı kaldığımız, onlara sadakat gösterdiğimiz sürece bu bayramdan nasibimizi alırız.


    **********************

    Cenab-ı Allah ın fazlı kereminden dileğimiz, bizleri emaneti yerine getirme hususunda muvaffak kılmasıdır.Bizleri hainlerden olmaktan korusun.Hepimizi tasavvuf yolunun büyükleri ile beraber Rasulullah(s.a.v) in sancağı şerifi altında haşır eylesin.Şüphesiz Rabbim her şeye kadirdir.



    **********************

    Yüce Allah ın bizlere verdiği mal ve mülkte bizler için bir emanettir.Nereden kazanıp, nereye harcadığı kişiye sorulacaktır.Allah korusun haram yolla kazanılmış,haram şeylere sarf edilmişse o zaman emanete ihanet edilmiş demektir.Eğer helal bir şekilde kazanılmış ve hayra harcanılmış ise emanetin gereği yapılmış demektir.O zaman bu kişi emin bir insandır.


    **********************

    Kıyamet gününde kişi günahlarının ağırlığı altında iki büklüm olmuş olarak gelir.Bu yetmezmiş gibi onun eşi,kızı ve oğlu da gelir,ondan şikayetçi olurlar.Rabbimiz! Babamız emanete sahip çıkmadı.Bizim inancımızla,ibadetimizle ilgilenmedi.Sen bizlerin hakkını ondan al,derler.O insan kendi günahlarının altında ezilmişken,bir de ehlinin günahları onun üzerine yüklenir.Artık onun halini sizler düşünün.Bu büyük bir bela ve musibettir.


    **********************

    Allah Teala bizlere sadece kendimizi ateşten korumamızı emretmemektedir.Hem kendimizi hem aile fertlerimizi,hem de eğitiminden sorumlu olduğumuz herkesi ateşten korumamızı emretmektedir.Bu ayet ayrıca bir tehdidi de içinde barındırmaktadır. Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez.Dünya ateşinin yakıtı odundur.Cehennem ateşinin yakıtı ise insanlar ve taşlardır.Bazı müfessirler bu taşların kibrit taşı olduğunu söylemektedirler.Bu ise azabın şiddetine başka bir işarettir.Çünkü kibrit taşı diğer taşlara göre daha serttir.Bu ateşin bekçileri son derece kuvvetli ve şiddetli meleklerdir.O kadar güçlüdürler ki,o meleklerden bir tanesi bir dağa vuracak olsa,onu hemen yerle bir ediverir.


    **********************

    Allah Teala bizlere emanetlere sahip çıkmayı ve onlara ihanet etmemeyi emretti. Nefsimizi ve aile fertlerimizi özellikle emanet olarak belirtti.Onları cehennemin ateşinden korumamızı bizlere emretti.Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur :Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan [öteki dünyanın] ateş[in]den kendinizi ve size yakın olanları koruyun,onun başında [gözetici olarak] bulunanlar, emrettiği hiçbir şeyde Allah a karşı gelmeyen, ama [daima] kendilerinden isteneni yapan kararlı [ve] azimli meleklerdir.(Tahrim Suresi 6.ayet)


    **********************

    Lokman Hekim siyahi bir köle olup,çobanlık yapıyordu.Bir gün bir topluluğa vaaz ediyordu. Ona falanca yerde çobanlık yapan kişi sen değil misin,diye sordular.O, Evet benim. diye cevap verdi.Peki seni bu konuma getiren şey nedir,diye ona tekrar sordular. Lokman Hekim ise;doğru konuşmak,emin ve güvenilir olmak,beni ilgilendirmeyen şeylere karışmamak,diye cevap verdi.








  2. Mrtclk
    Yeni Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri






    Hayatları tamamen dini öğretmek ve uygulamak olan bu insanlar bir çok önemli görevi yerine getirmişlerdir.İnsanların İslam çatısı altında olgun ve güzel bir insan olmaları için çalışmışlardır.







  3. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    Kurban olurum bastığın toprağa yabom...







  4. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.)

    Ey insan ! Yanlızlıktan şikayet etme sakın öyle bir dostun varki şah damarından yakın Şeyh Muhammed Muta { k.s. } Ey Gavsum rabbim seni başımızda eksik etmesin İnşaallah Ey gavsum Rabbim sana uzun ve hayırlı ömürler nasip etsin seni çok seven aciz müridin

  5. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    Rabbim Şeyh Muta haznevi hazretlerine sağlık afiyet içinde uzun ömürler versin hizmetleri daim olsun güç kuvvet daim olsun inşallah bu gibi Büyük Alim Ehlullah kimseler olmasi biz ümmet e büyük lütuf dur ilim ve irfanlarindan istifade etmeye çalışalım kişi sevdigiyle beraberdir.

  6. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    Allah senin yolundan ilerlemeyi nasip etsin insaallah guzel Seyhim..

  7. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    Rabbim ona acil şifalar versin onu başımızdan eksik etmesin

  8. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    ONU SEVEN, MUHABBETİYLE ERİSİN.
    ONU İNKAR EDEN, İNKARINDA BOĞULSUN.

    Fakirullah.40 ألعلم والعرفان

  9. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    Allah başımızdan eksik etmesin... Yükünü hafifletsin ashab gibi sadık muridler versin. Vallahi bu tarikat haktır . Şeyh Muhammed Muta çok çok büyüktür Rabbim bizi onun yolundan ayırmasın ❤️ İmanımın Mimarı

  10. Kayıtsız Üye

    Cevap: Şeyh Muhammed Muta El-Haznevi (K.S.) Sözleri

    Rabbim seni kiyamet gunune kadar basimizdan eksik etmesin

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu

şeyh muhammed muta

haznevi

şeyh muta

şeyh muhammet muta

şeyh muhammed muta sözleri

şeyh